“Kimse inanmayacak. Yine üzerini örtüp gitmek istediğimiz yere varacağız. Biz ne istersek ve nasıl istersek öyle olacak. Biz istersek ümit var biz istersek yok.”
Sedat Simavi
Bedeli böyle mi olacaktı demek yerine Semavi gazeteciliği denilerek ilk tohumlar atıldığında bu cümleler birer dinamit olup bırakılmıştı meclis koridorlarına. Dosyasında daha bunlarca ahkam kesmeler, onlarca ihanet belgesi ve bir o kadar suspus kalmak zorunda bırakılanlar vardı. O gün genç gazeteciler artık nasıl aç kalınmayacaklarını öğrenmişlerdi.
Su testisi su yolunda kırıldı.
Tarihin birinde Semavi yeni bir ihale için çantasını hazırlamış Ankara’ya selam çakmak üzere yola çıkacaktı. Öldürülmeden birkaç gün önce hazırlanan dosyada ilgili ihaleye %35 fazladan ek konulmuştu. Şimdi yaşayanlarla cebelleşmeye vaktim yok.
İhaleler çakıştı.
Dün saygın bir gazete ustası olan Semavi vatan haini olarak bellendi.
Elbette hiç kimse bunu hak etti demem. Ancak herkes yolunun yolcusu. Bundan başkasını öğrenmedim. Bilemem….
Tetikçi belirlendi.
İş bitirildi.
Belki de her seçim sonrası bakanlar kuruluna girmek adına Semavi’nin kapısını aşındıranların karşısında ehli liyakatin ahı tuttu.
Bunlar geçmiş zaman işleri mi diyorsun?
Bekle…
Madem hazmetmeye hazırım diyorsun. O zaman açalım perdeleri.
Bakalım kim vatan sevgilisi kim haini?


Bakalım kim vatan sevgilisi kim haini?