Laf ile yürümez peynir gemisi diyerek hareket eden her topluluğun önündeki en büyük engelin peynir ve binilecek geminin her dem revizyona tabi tutulmak istendiği unutulmamalıdır.
Batı hegemonyası her ne kadar gemisini yürütüyor gibi görünse bile neredeyse beş on yılda bir kendisine bir liman bulmak zorunda kaldığı da yadsınamaz bir gerçektir. Son yüzyılda iki binde fazla fikir ile yön değiştirmek zorunda kalışları ve aslında eldeki imkanlar üzerinden bir endeks çalışması yapılsa yerlerde süründüğü apaçık bir gerçektir.
Salt fikri mülkiyete sığınmak yerine akli her konuyu boşa döndürecek meselelere odaklanmış ülkemiz coğrafyasının bu konuda hiçbir işe imza atmıyor oluşu ise bizim o gemiyi bir türlü kızaktan kaydırıp yüzdüremememize sebep oluyor.
Halbuki;
Dizi filmine hayran olduğumuz Barbaros’un bir sefere gitmeden evvel gideceği coğrafya adına en az yirmi kişilik bir heyetle ve en az iki ay sürecek gizli toplantılar yaptığını es geçmekteyiz. Bir yeri fethetmekten çok gidilince hizmet etmek esasına odaklanmak adına gerçekleştirilen bu tu toplantılarda gemicilik neredeyse hiç konuşulmazdı. Gemicilik hususunda her nevi bilgi ile donanmış olmak ise asla yetmez, bilinirdi. Fikrin tekliğine hürmeten başlanılan her toplantıda alınan kayıtlar bu gün bir yerlerde okunabilir olsa idi dünya sosyolojik kırılımı hakkında beklenmedik gerçeklerle karşılaşabilirdik.
En büyük hedeflerinden biri olan İngiltere seferini engelleyen ise bir gün bu toplantıya engel olan bir ahmak yüzünden hasıl oldu.
İçeri girdi ve şöyle seslendi;
“Hey gidi koca reis. Gemilerde elli delik olmuş sen tutup İngiltere seferinden bahsedersin. Lafla peynir gemisi yürümez.”
İstediğiniz kadar iyi niyet deyiverin.
Biz İngiltere ve uzak sefer yolunu bu ahmağın sözüyle göçüp gidenler sebebiyle ertelemek zorunda kalıverdik.
Para, imkan, malzeme, silah vs. ne diyorsanız deyin. Fikriniz varsa hepsi sizi takip eder ve gelir.
Bir fikriniz yoksa bunların hepsini harcasanız dahi Akdeniz’de olmanın haklı gururunu hakkınız kadar yaşayabilirsiniz.