Hüküm giyenlere bir bak ki orada hep hüküm verenleri bulacaksın.
Önünde dur diyenlere bir bak ki orada hep oturanları bulacaksın.
Zordur diyerek çemkirenlere bir bak ki orada hep konuşanları bulacaksın.
Halbuki;
Hüküm veren hakim dahi bir yasaya muhataptır. Referansa muhtaçtır.
Oturanın durduğu yer aklı değil midesinden aşağıdadır.
Konuşanların dili susmak esmasından uzakta, bir isme müpteladır.
Fikir;
Hem derin bir düşüncenin en aziz meyvesi olup kadim muhtaciyetin farkında, ruhu midesinden yukarıda ve müptela oluşu hem fail hem de meful, isminden uzaktadır.
Şimdi sen;
Muhtaç, geniş ve dem tutmuş bir adamın yürüyüşüne nasıl engel olabilirsin.
Heyhat aksine bir bak;
Her şeyi kendince, her yeri kendine, her dem kendiyle olan bu ateşe su taşıyacak öyle mi?
Kızma Nemrut’a…
Ateş harından korkarak susmuştu neredeyse hepsi.
Üzülme İbrahim’e…
Kendi muhtaç, gönlü geniş, demi zikrindeydi.
Ne fikri yandı ne de kendi

