DOOR-EX; ŞEYTANIN ADAMLARI – YOK ARTIK- (+18 )
HER KOMPLO, BİR TEORİ DEĞİLDİR…! 1- Şimdiye kadar hakkında hiçbir şey bilinmeyen gizli örgüt Door-Ex nedir? 2- 26 amcanın hedefi ne? 3- Sosya, ekonomik ve siyasal etki alanları nereye kadar uzanıyor? 4- 2020-21’de planlanan operasyonlar neler? Bazen fare, tabiatının tersine hareket ederek içinde oluşan ani bir içgüdü ile kediden kaçmamakta hatta avcısının karşısına dikilebilmektedir. Sonuç malumunuz, kedi fareyi mideye indirir ve olayın keyfini çıkarır. Bununla birlikte aslında çok daha büyük bir oyunda piyon olduğunun farkında değildir. Yaradılışının tersine hareket eden farenin, kedi ile tehlikeli oyununun ana kurgulayıcısı aslında gözle görülmeyen, tek hücreli minicik bir canlıdır Akademisyenler/bilim adamları hâdiseyi kendilerine öğretilen sınırlar ve ellerindeki veriler ölçüsünde değerlendirebiliyorlar. Olayın bilerek ve isteyerek yapılmış bir komplo olabilme ihtimaline ellerinde bir veri olmadığı için çoğu zaman kapalı durumdalar. “Her komplo bir teori değildir” diyen 2010 yılı yapımı “Rubicon” dizisinde, Amerikan Politika Enstitüsü New Yok şehrine yerleşik, kendisine verilen ham istihbaratı değerlendirerek buradan sonuçlara varmaya çalışan bir istihbarat analiz şirketidir. Burada araştırmacılar, teröristlerin ilişki ağlarını, para trafiklerini takip ederek muhtemel terör eylemlerini önceden tahmin etmeye çalışır. Araştırmaları neticesinde bir şey farkedilir. Teröristlerin saldırması durumunda dünyada büyük etkilere neden olabileceğinin simülasyonu yapılan bazı noktalar, aynen raporlarda öngörüldüğü gibi terör saldırısına maruz kalmıştır. Şimdi burada, İslam dünyasına karşı haçlı cihadını başlatan 11 Eylül 2001 saldırıları öncesinde bilimsel araştırma tadında yazdırılan: Samuel Huntington’un “Medeniyetler çatışması” kitabını Francis Fukuyama’nın Batıda medeniyetin en üst noktasına ulaşıldığını anlatan “Tarihin sonu” tezlerini, New American Century düşünce kuruluşunun 11 Eylül saldırılarından 1 sene önce hazırladığı Amerikan topraklarında “Pearl Harbour” tipi yeni bir saldırıya ihtiyaç duyulduğu hakkındaki raporunu, 11 Eylül saldırılarından sadece günler önce Amerikan borsalarında saldırı sonrasında batacağı bilinen havayolları firmalarının hisse senetlerinin nasıl boşaltıldığını, Yine bir sene öncesinden FBI tarafından Dünya Ticaret Merkezinin uçakla ya da bombayla vurulmasının simülasyonlarının yapılmasını, Koronavirüs tüm dünyayı vurmadan önce yapılan pandemi simülasyonlarının nasıl harfi harfine gerçekleştiğini hatırlayın. Bütün bunlardan sonra “komplo yok” demekte özgürsünüz. Geçtiğimiz günlerde 5G’nin koronavirüs yaydığı söylentisi ile dalga geçen akademisyenlere rastlamıştık. Doğrudur, belki bugün anladığımız manada virüs yaymıyordu ama bizim gibi yaşı müsait olanlar bir şeyi hatırlayacaklardır. “Bilgisayar virüsü” kavramını ilk duyduğunuzda ne tepki vermiştiniz? Aramızdan “Ne saçmalıyorsunuz, makina hasta mı olurmuş” diyenler çıkmadı mı? Nitekim sonra işin gerçeğini öğrendik. Bırakın hasta olmayı, ölüyorlardı bile. Artık birçok kavramın değiştiği, cansız maddelerin farklı enerjilerle hareketlendirilebildiği, yedek organların henüz göremesek de 3D yazıcılarla basılacağı bir çağdayız. Dolayısıyla ülkemize bilim adamı da lazım, komplo teorisyeni de, akademisyen de… Yeter ki hiç kimse başkalarının “mayın eşeği” olmasın.